29 EYLÜL DÜNYA KALP GÜNÜ, PRİMER KORUNMA
Hastanemiz Kardiyoloji Uzmanı Dr. Mehmet ÇELEBİ, “29 Eylül Dünya Kalp Günü” olması nedeniyle vatandaşlarımızın konu hakkında farkındalık kazanmaları ve bilinçlenmeleri amacıyla bilgi vermiştir.
29 Eylül Dünya Kalp Günü, kalp hastalıklarından korunmada farkındalık oluşturmayı amaçlarken, gelişmiş sağlık teknolojileri, nitelikli sağlık çalışanları ve güçlü ekonomilere sahip sağlık sistemlerine rağmen en etkili korunma yönteminin, bireysel ve toplumsal düzeyde sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıklarının benimsenmesi olduğu gerçeğini bir kez daha vurgulamak için önemli bir gündür.
Yıllar içinde sağlık sistemlerinde yaşanan gelişmeler tanı ve tedavi olanaklarını artırarak ortalama yaşam süresini uzatmış olsa da kalp hastalıkları, dünyada ve ülkemizde önde gelen ölüm nedenleri arasındaki yerini korumaktadır; bunun en önemli nedenlerinden biri, sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıklarını benimseme konusunda yeterli değişimi henüz gerçekleştirememiş olmamızdır.
Aslında çoğu hastalıkta olduğu gibi kalp hastalıklarından korunmanın da en etkili yolu, bu hastalıklara hiç yakalanmamaktır. Tıpta primer korunma olarak adlandırılan bu yaklaşım, özellikle ani gelişen ve ölümcül seyretme riski taşıyan kalp hastalıklarında büyük önem taşımaktadır. Kalp hastalıkları açısından hipertansiyon, diyabet, yüksek LDL kolesterol, sigara kullanımı, fazla kilo ve obezite, hareketsizlik ve sağlıksız beslenmenin yanı sıra kronik stres de önemli risk faktörleri arasında yer almaktadır.
Bu yazımızda, kalp hastalıklarından korunmanın en etkili yollarından bazılarını ele alalım:
1. Hipertansiyonun düzenli takibi ve varsa etkin şekilde yönetilmesi.
2. Diyabet ve insülin direncinin takip edilmesi, diyabet gelişmesi durumunda kan şekeri düzeylerinin hedef aralıkta tutulması.
3. Sigaranın bırakılması. Sigara kullanımının sonlandırılması, kalp ve damar hastalıkları riskini azaltan en önemli yaşam tarzı değişikliklerinden biridir.
4. LDL kolesterol ve trigliserit düzeylerinin düşürülmesi. Bireysel kardiyovasküler risk durumuna göre uygun hedeflerin belirlenmesi ve gerektiğinde ilaç tedavisinin uygulanması.
5. Akdeniz tipi beslenme alışkanlığının kazanılması. Sebze, meyve, baklagiller, tam tahıllar, kuruyemişler ve balık ağırlıklı beslenilmeli; temel yağ kaynağı olarak zeytinyağı tercih edilmelidir. Tereyağı ve diğer doymuş yağ kaynakları sınırlandırılmalı, trans yağlardan kaçınılmalıdır. İşlenmiş gıdalar, fazla şeker ve rafine karbonhidrat tüketimi azaltılarak doğal ve liften zengin besinlere öncelik verilmelidir.
6. Sağlıklı vücut ağırlığının korunması. Fazla kilo ve özellikle karın bölgesindeki yağlanma; hipertansiyon, diyabet ve kan yağlarında bozulma gibi birçok kalp-damar risk faktörünü beraberinde getirebildiğinden, kilo kontrolü kalp sağlığının önemli bir parçasıdır.
7. Düzenli fiziksel aktivite yapılması. Haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta aerobik egzersiz hedeflenmelidir. Bu süre haftanın 5 günü 30 dakika veya 3 günü yaklaşık 50 dakika şeklinde planlanabilir. Kişinin yaşına, sağlık durumuna ve fiziksel kapasitesine uygun düzenli bir egzersiz programı tercih edilmelidir. Dışarda egzersiz yapmaktan çekinenler ya da spor salonlarına gitmek istemeyenler işe yürüyerek gidip gelebileceklerini ya da evde tv karşısında online platformlar yardımıyla aerobik egzersiz yapabileceklerini unutmamalıdır.
8. Uzun süreli stres uyku düzeninin bozulmasına, kan basıncının yükselmesine, sağlıksız beslenme ve sigara gibi davranışların artmasına ve fiziksel aktivitenin azalmasına dolayısıyla inflamasyona yol açarak kalp-damar hastalıkları riskini artırır. Göz ardı edilen önemli bir primer korunma bileşeni olduğundan dolayı daha önceki yazılarımızda başlık olarak verdiğimiz bireysel ve toplumsal stres yönetimi uygulamaları kalp sağlığının korunmasında, birçok risk faktörünü içinde barındırabilen bir yaşam tarzı bileşenidir.
9. Genetik değiştirilemeyen bağımsız bir risk faktörüdür. Bu nedenle sülalesinde, erkeklerde <55 yaş kadınlarda<65 yaş kalp damar hastalıkları öyküsü olanlar primer korunmaya daha çok özen göstermelidir.
Sonuç olarak, basit yaşam alışkanlıkları değişimi şeklindeki primer korunma önerilerinin uygulanması, kalp hastalıklarına erken yaşta yakalanmamak için en ucuz ve en etkin korunma yöntemi olarak halen önemini korumaktadır.