DÜNYA SEPSİS GÜNÜ
15 Eylül 2026

DÜNYA SEPSİS GÜNÜ

Hastanemiz Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Berire YAVUZ, “13 EYLÜL DÜNYA SEPSİS GÜNÜ” olması nedeniyle “Sepsis” ile ilgili vatandaşlarımızın bilinçlenmesi ve farkındalık kazanması için bilgi vermiştir.

 

Sepsis, enfeksiyona karşı gelişen düzensiz konak yanıtının organ fonksiyonlarında bozulmaya yol açtığı, yaşamı tehdit eden klinik bir tablodur. Enfeksiyona karşı bedenin oluşturduğu yanıtın kontrolünün bozulması; dolaşım ve solunum sistemi başta olmak üzere hayati organların fonksiyonlarını etkileyebilir.

Sepsis, günümüzde en önemli küresel sağlık sorunlarından biri olmaya devam etmektedir. Dünya genelinde her yıl milyonlarca insanı etkilemektedir. Hastalığı atlatan kişilerde fiziksel fonksiyon kaybı, bilişsel ve psikolojik sorunlar görülebilir. Bu etkiler aylar, hatta yıllar boyunca devam edebilir.

 

Sepsis hemen her enfeksiyonun seyri sırasında gelişebilir. Akciğer enfeksiyonları, idrar yolu enfeksiyonları, karın içi enfeksiyonlar ile deri ve yumuşak doku enfeksiyonları sık karşılaşılan kaynaklar arasındadır. Her yaşta görülebilmekle birlikte bebekler, ileri yaştaki bireyler, gebeler ve doğum sonrası dönemdeki kadınlar, bağışıklık sistemi baskılanmış kişiler ve kronik hastalığı bulunanlar daha yüksek risk altındadır.

 

Sepsisin erken tanınmasındaki güçlüklerden biri, hastalığa özgü tek bir belirti veya bulgunun bulunmamasıdır. Ateş veya vücut sıcaklığında düşme, titreme, kalp hızında artış, hızlı solunum veya nefes darlığı, kan basıncında düşme, bilinç değişikliği, idrar miktarında azalma ve belirgin genel durum bozukluğu sepsis açısından uyarıcı olabilir. Özellikle bilinen veya şüphelenilen bir enfeksiyon sırasında hastanın klinik durumunun kısa sürede kötüleşmesi acil tıbbi değerlendirmeyi gerektirir.

 

Sepsis tıbbi bir acildir ve erken tanı ile zamanında tedavi hastalığın seyri açısından kritik öneme sahiptir. Tedavide temel yaklaşım enfeksiyonun kaynağının belirlenmesi ve kontrol altına alınması, uygun antimikrobiyal tedavinin başlanması ve bozulan organ fonksiyonlarının desteklenmesidir. Hastanın klinik durumuna göre sıvı tedavisi, oksijen ve solunum desteği, dolaşımı destekleyen tedaviler ve gerektiğinde yoğun bakım uygulamaları gerekebilir.

 

Sepsisle mücadelede en önemli basamaklardan biri enfeksiyonların önlenmesidir. Aşılama, el hijyeni ve enfeksiyon kontrol önlemleri, güvenli sağlık hizmetleri, anne ve yenidoğan sağlığının desteklenmesi ve antimikrobiyal ilaçların akılcı kullanımı sepsis riskinin azaltılmasına katkı sağlar. Bunun yanında kronik hastalıkların iyi kontrol edilmesi, enfeksiyonların zamanında değerlendirilmesi ve özellikle risk grubundaki hastalarda klinik kötüleşmenin erken fark edilmesi önemlidir.

 

Sepsis saatler içerisinde yaşamı tehdit eden bir tabloya dönüşebilir. Bu nedenle sepsisle mücadelede yalnızca erken tanı ve tedaviye değil; enfeksiyonların önlenmesine ve bu konuda farkındalığın artırılmasına da odaklanılmalıdır. 

1